resmi bir dille başlayasım geliyor konuşmaya. aradan geçen zaman insanları tekrar evrimleştirir de yine “siz” li günlere götürür ya, geriye yani; zamanın berhinde bir vakte..hatta yeni bir oluşuma vakit bırakan bir vakte..
nasıl derler?
dostluğa adım atılmamış demleri düşün mesela..yine yoksun ama yokluğun bile bilinmiyor..üzüleceğin bir yokluk değil bu ; varlığından haberdar olunmayan, hüzne boğmaz insanı. yaşanmışlığı geride bırakmış olmak gözü arkada bırakır, yaşanmamışsa göz nereye baksa hayat oradadır..ya da elindekilerle yetinme duygusu, ya da varlığıyla şükredilenler ama olasılarla ilgilenmeyen yürekler. bu kısmı ilgilendirmiyor beni..ben var olduğum günlerin sonrasındayım…gözünü ileri dikip bakabileceğin bi yerde olma kaygısındayım; geriye döndüğünde ve bu güne ve yarına, orda ben olmak istiyorum baktığın noktaların kıyısında ve köşesinde. düşünsene, olmadık zamanlarda göz göze gelmek ne müthiş olurdu..ben gözlerini arıyorum…sen neredesin?