yoksa nasıl geçip gitsin üzerimden bunca insan türü.

kaosa mütevazı biR katkı payı mıyım? 

 kafakâğıdı üzerine elle yazılmış bir T.C numarasına yağmur damlamış kadar dağınık duruyorum belki, bu yüzden oy şansım yok, bu yüzden seçemiyorum.

kafakâğıdı demişken, hayretten hayrete düşürecek kadar güçlü edilgenliği vardır onların;  kimisi yenidir ve fakat tarihi eski, kimisi eskidir lâkin titiz bir adamın elinden çıkmış olmaklığıyla pırıl pırıl. ve dahası sigara kokmuyordur kimisi, bu en güzeli. dokunmak istemedikleriniz ve alıp bakasınızın geldikleri vardır. bir tarih yatıyoRdur kimisinde ama kimisinde de bir ölü.

bir koleksiyoner olsa idim şayet, nüfus cüzdan fotokopisi – ama paraya kıyıp en renklisinden, -  olurdu bu, taştan öte, taştan ziyade. belki yeşil eşyalar anatomisini incelemekten deha keyifli olabilirdi.  ebilitelikten vazgeçiyorum, evet, olurdu.

hatta, her kafakâğıdını kuşbaşı doğrayıp güzel bir türlü çıkarabilirim ortaya. kimin doğum yeri kimin anne adı hanesinde olur, bilemeyiz hiçbirimiz. dahası, aklıma şimdi gelen abuk fikirlere göz kırpıyorum.  ötesi, olsaydı keşke dediklerime binlerce aminler.

tekrar düşündüm, ameliden neyim eksik.  koleksiyonuma kattığım her yeni kafakâğıdı için bir göz de ben kırpabilirim gökyüzüne. ve benim soylu kontesliğim en az onun kadar uçurgan kılacaktır ayaklarımı.

yine gelin, fal bakarız.